Aylık arşivler: Ekim 2015
Ne kadar da özlemişiz…
Herhalde 6 sene falan oldu bir tiyatro oyununa gitmeyeli. Oysa cancandan önce çok giderdik. Emre telefon edip “Annemler de burada, acaba bu Cuma tiyatroya gitsek mi?” dediğinde acayip heyecanlandım o yüzden. “Annem izin verdi, akşam yedi buçukta gel beni al” dedim ben de 🙂
Bizim İstanbul’da cancanı bırakabileceğimiz yakında oturan bir aile üyesi olmadığı için gidemedik bugüne kadar. Aslında düşünüyorum da bir fırsat yaratılamaz mıydı, yaratılırdı. Ama olmadı işte. Galiba ben onu bırakmak istemediğim için oldu biraz da. Ne bileyim, birilerinden bir şey istemek fikri de beni biraz huzursuz ediyor galiba. Bir tek annem söz konusu olduğunda rahat olabiliyorum.
Artur Miller’ın “Satıcının Ölümü” adlı oyununa gittik. Ankara’nın tiyatro havasını da özlemişiz. Ne mutlu bize ki Çayyolu’nda Devlet Tiyatroları sahnesi var. Oldukça da büyük bir salon. Nasıl kalabalıktı. 2,5 saatlik oyundu ama ne çabuk bitti anlamadım valla 🙂 Bu anne-baba ilk’ini tarihe bir not olarak düşelim. 🙂 Bakalım bir sonraki ne zaman olabilecek?
Küçük mutluluklar…
Bugün yürüyüş için ODTÜ ormanına gittik.
Önce istekli olan cancan, sonra mızmızlandı gitmeyelim diye.Yürüyüş sırasında ise keyfi tabi ki yerindeydi 🙂 Hele de birden karşımıza çıkan bariyerde havaya uçurulunca, ‘küçük mutluluklar’ anılarına bir yenisini daha ekledi 🙂
İşte o an bir kez daha aklımdan geçen “çocuk olmak ne güzel!” idi… Mutluluk, beklenmedik küçücük bir şey ile geliyor ve küçücük suratlarda kocaman gülümsemelere neden oluyor…
(17 Ekim 2015)
“Ben”de değiştiremediklerimiz hep en canımızı yakanlardan değil midir?
Kendimle ilgili en dertli olduğum konudur bu… Bilirsin hata yaptığını, “değişmem, değiştirmem lazım” dersin her seferinde ama olmaz, olamaz ya…
Bugün öğretmenin aradı. Aslında sıradan bir konu için. Sonra nasılsınız deyince “Biz iyiyiz, Çınar da çok mutlu görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz onu merak ediyoruz” dedim. Bir sürü güzel şeyin ardından “Çınar her sınıfta aranılası bir çocuk. Her yönüyle. Elinize sağlık” dedi. Onun bu içten yorumu beni bir anda darmadağın etti. Aslında bir yandan içimde müthiş bir mutluluk uyandı, ama bir yandan da saniyeler içinde şunlar geçti aklımdan: Bu yazının geri kalanını okuyun
Ödevlerimiz başladı, hayırlı olsun :)
Ben ilk okula başladığımda nasıl yapardım ödevlerimi hiç hatırlamıyorum. Sorun yaşamazdım galiba. Ama hangi çocuk sever ödev yapmayı allasen 🙂
Cancanın ilkokul hayatının ödevleri de başladı, ailemize hayırlı olsun!
Zorlanıyor ne yalan söyleyeyim… Sıkılıyor yani. Hep bir sıkılma durumu vardı zaten, akıl oyunda olunca böyle oluyor sanırım. Şimdi bir de tabi yazı yazma ödevleri başladı ki, o fena. Eli yoruluyor yavrunun, ne yapsın? Bu yazının geri kalanını okuyun



