Yeni yaş sayıklaması…

IMG_172240 mıııı??? Aman allahım nasıl yani??? Yok zaten 40 olmadım lütfen, 39’umu bitirdim, buna 39 diyoruz! Her şeye alıştım… Yüzümdeki çökmeye, gözlerimdeki ışığın azalmasına, yüzdeki o fresh ifadenin yıllar içinde kaybolmasına… Ama ‘yaşım 39’ demeye bir türlü alışamadım, alışamıyorum! Hiç öyle hissetmiyorum. Gerçekten hissetmiyorum! Ne yalan söyleyeyim, aynaya baktığımda bile gördüğüm yaş 39 değil. Herkeste durum bu mudur acaba? Yoksa bende bir tuhaflık mı var? 🙂

Hayat benim için hep çok zor oldu. Böyle bir kişilikle yaşamak hiç kolay değil! Her şeyi dert edinen, sürekli onu bunu sorgulayan, her ne kadar gönül çok istese de “Amaaaan bu da böyle olsun, her şey mükemmel olmak zorunda değil!” diyemeyen birinin an’ı yaşaması mümkün mü? Hayır değil! Ne yazık ki değil… Ama insan kolay kolay değiştiremiyor işte öyle kemikleşmiş şeyleri. Ya da ben yapamıyorum…

20’li yaşlarımın başında bana ileride nasıl bir insan olacaksın diye sorsalar, ne cevap verirdim acaba? Bugünkü halimi tahmin edebilir miydim? Bilmem… Gençliğin verdiği bir keskinliğim vardı. Hatlarım, çizgilerim çok netti. Beyaz’lar ve siyah’lar vardı sadece. Hayat öğretiyor ama ara renklerin de var olduğunu, beyazın ve siyahın bile bin tonu olduğunu… Bazen kafaya vura vura, bazense  sabırla görebilmen için bin kez karşına çıkarttıklarıyla… Ben de öğrendim. Yıllar içinde törpülendim. Başka gözlerin, başka görebileceğini, tek bir “gerçek”in olmadığını. Anlayış ve sükunetle karşılamanın daha mutlu ettiğini. Af dilemenin insanı nasıl da hafiflettiğini, zenginleştirdiğini. Ama bir de görüp de etki edemediklerim var ki, işten onlar boğazımı sıkıyor bazen.

Pişmanlıklarım var… Keşke’lerim var… Kısa bir süre öncesine kadar, bütün o keşke’lerin hep sorumlusu başka insanlar, benim kontrol edemediğim başka durumlardı. Hep bir bahane vardı. ‘Evet ama…” diye başlıyordu cümlelerim. Ama işte öyle değil durum, bu doldurduğum yaşın bana kattığı da bunu idrak edebilme hali oldu galiba…

“Zamanın döngüsüne sıkışıp kalmış bir kişinin gerçek bir geleceği olamaz; yalnızca tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.

Şimdi benim gözlerimden bakıyorsun! Bir gün sorumluluk sende olduğunda, kendine acımanın bir sonuç değil, felaketlerinin başlangıcı olduğunu ve… bütün bunların sebebinin sen, yalnızca ‘sen’ olduğunu anlayacaksın. Ancak o zaman geçmişine ışık tutacak ve onu iyileştirebileceksin.”

(Tanrılar Okulu, Stefano D’Anna, s.42)

Girdiğim yeni yaştan 3 dileğim var: Bu idrak halini özümsemesi ve kabullenmesi, geçmişimi iyileştirebilme yolculuğumu başlatması… Çocuğumun benimle, bizimle ilgili hafızasında biriktirdiklerinin, ileride gamzeli tebessümüyle hatırlayacağı şeyler olması…Sonuncu da bende saklı olsun… Belki bir gün gelir onu da itiraf etme gücü, kim bilir…

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

deniz giray hakkında

Ben deniz'im. Emre'nin sevgilisi, Çınar'ın annesiyim. Yay burcuyum. Bir mutlu, bir hüzünlüyüm. Bir umutlu, bir umutsuzum. Gitmeleri, yolculukta olmaları severim. Kendisi ve hayatla bir sürü sorunu ve bir sürü sorusu olanım. Cevapları bulmak için gayret edenim, bazense sadece resmi görmekle yetinenim. Öğrenmeyi severim. Hayatta pek çok hikaye, hikayelerde pek çok 'göz' olduğunu bilenim. Her gözün de bir görmediğini anlayanım. 'Huzur', 'sukunet' ve 'metanet'i arayanım. Ben deniz'im.

Aralık 16, 2015 tarihinde sayıklamalar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorum bırakın