Parmağı kırdık valla!
Hayatımda hiç bir yerimi kırmamıştım.. Şükür ki hiç deneyimlememişim bu kırık işini. Geçen hafta kırınca sağ elin orta parmağını, anladım çok zorlu bir süreç olduğunu… Ve de sağ elini kullanan biri olarak insanın sağ eli perte çıkınca hayatın tüm kontrolünün nasıl da yitirildiğini!
Cancanla kestane yapalım, geçelim şöyle televizyonun karşısına sinema keyfi olsun bu Cumartesine damga vuran etkinliğimiz dedik. Aslında kestane vardı evde, ama baktım ki içleri boşalmış “Hadi markete gidelim kestane alalım” dedim. Evden çıkarken de ayakkabımın bağcıklarını bağlamak zor geldi, “sokayım bari ayakkabının içine, nasılsa markete gidip geleceğiz” dedim. Demez olaydım!
İnsan bir paket için girdiği marketten “Aaaa o da yok evde! Şunu da alayım bari” diye diye iki elinde üçer beşer torbayla çıkıyor. En azından bana genelde böyle oluyor 🙂 Neyse aldık alacağımızı, sonra çıktık. Arabaya doğru giderken bir yandan elimdeki poşetlere hakim olmaya çalışıyorum, bir yandan nedense koşturarak arabaya gitme telaşında olan cancana “yanımdan ayrılmaaaa, elimi tuuuutt” diyorum sürekli. İşte ne olduysa oldu, ayakkabımın içinden çıkan bağcıklar diğer ayağıma dolandı ve ben yere kapaklandım! Ama öyle böyle değil, çok feci çok! Parmağımdaki acıyla paralize oldum resmen, yerde iki seksen yatıyorum kıpırdamadan. Poşetler yerlere saçıldı; domatesler arabaların arasında yuvarlanıyor, yumurtaların bir kısmı sarıları bir yerde beyazları ayrı yerde halde. Neyse ki iyi bir insan evladı yetişti imdadıma! Genç biriydi, “lütfen ellemeyin, bir dakika” dediğimi hatırlıyorum, acıdan kıpırdayacak halde değildim zira. Neyse yaklaşık 1 dakika daha yerle bütünleştikten sonra, çocuğun da yardımıyla kalktım ayağa güç bela. Çocuk arabaya taşıdı tüm poşetleri ve beni 🙂 Allah razı olsun, o olmasaydı zordu benim kendime gelmem. Elimdeki tarifsiz acıyla arayı kullandım bir de! Eve gelince buz koyduk, krem sürdük vs. Ama ben parmağı
oynatamıyorum, şişti de. Neyse “geçer geçer, doku zedelendi herhal” diyerek geçirdim o günü. Allahtan annem bizde! Ertesi gün annem “Sen oynatamıyorsun bu parmağı, bence biz bir film çektirelim” deyince gittik acile. Sonuç eklem kırığı nedeniyle 3 hafta atelle sabitleme 😦
Önce tam algılayamamış olacağım ki durumu, “Hay allah” dedim sadece. 2 gün içinde idrak ettim durumun vahametini. Sağ el bu, boru değil… Bildiğin hayatın kontrolünü kaybetme durumu! Hafif bir depresif hal hakim oldu bana sonraki 3-4 gün boyunca. Sonra el mecbur, kabullendim. Anneciğim sağ olsun ziyaretini 2 hafta daha uzattı, olan ona da oldu tabi 🙂
Bu Cumartesi 3 hafta doldu ve atel çıktı. Ama kabus bitmedi! Ben doktorun “1 hafta çalıştır sıcak suyla falan, bir şeyciğin kalmaz” diyeceğini beklerken, demez mi “2-3 haftan önce iyileşmez, her gün çalıştıracaksın. Olmadı fizik tedavi yaparız!” diye… Benin ruh halim bir kez daha serildi yere iki seksen 😦

Neyse yapacak bir şey yok tabi. Çalıştırıyorum şimdi her gün birkaç saat. Sıcak su ve topum her daim mutfağın baş köşesinde. Henüz kendisini bükemiyorum maalesef, sağ elin performansı en fazla yüzde 70. Ben sıcak suyu ne zaman alsam önüme, cancan da
yamacımda bitiveriyor. 🙂 Bayılıyor suya elini sokmaya.
Neyse bir şekilde yaşıyorum 🙂 En azından şimdi daha kullanabilir haldeyim deyip şükrediyorum. Umuyorum 3 hafta sonra açılacak canım parmağım ve bitecek bu kabus. Olacağı varmış, ne diyeyim….
Şubat 29, 2016 tarihinde annelik halleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0