İlk tren yolculuğumuz

Bugün ilk kez trenle seyahat ettik cancanla. Annane-dede ziyareti için Sapanca’ya gittik. Hızlı treni nasıl hayal ettiyse artık, dün gece yatarken bana “Çok heyecanlıyım hızlı trene bineceğimiz için, sen de heyecanlı mısın?” diye sordu 🙂
Daha treni beklerken seyahatin tüm planlamasını yapmıştı. Önce etkinlik yapılacak, sonra trende satılan çubuk krakerlerden yenecek, sonra Başkomiser Nevzat dinlenerek dışarısı seyredilecek, en son da uyunacak. Bu planlama yalan oldu, akışına bıraktı her şeyi 🙂
Nokta birleştirme yaptı önce. Yaparken de yanımıza aldığım
kunta kinte kekten 3 dilim diyerek tarihinde bir ilk imza attı! Sonra açtı Başkomiser Nevzat’ı ve trenden inene kadar dışarıyı seyrederek 4-5 tane ayrı polisiye macera yaşadı hayallerinde. (Bu arada ben de Sherlock Holmes’uma gömülmüştüm. Ana-oğul favorimiz polisiye 🙂 ) Tam 3 kere “Aaaa annişko bak ineeeekk” diye bağırdı bir de. (Kulaklıkla dinlediği için kompartımanda yankılanacak kadar bağırıyordu!) “İlk defa inek gören masum çocuk” demiştir insanlar 🙂
O kadar keyif insanı ki, bayılıyorum bu hallerine… Emre de öyledir. Hem keyfine düşkün, hem de o keyfi
yaşarken bütünüyle kendiyle… Yanındakilerden, çevresindekilerden öyle soyutluyor ki kendini. İşte o yüzden ya o anı kelimenin tam anlamıyla yaşaması… Öncesi yok, sonrası yok… Bir başkasının ne düşündüğü yok… Umuyorum ki hep böyle olursun çocuk! Çünkü o an bir daha yaşanmıyor. Başka başka anlar oluyor elbet, ama o an biricik. İnsan büyüdükçe bu bakışı, bu algıyı kaybediyor ne yazık ki. Aslında daha iyi anlıyor her anın sadece ve sadece tek bir kez yaşanabildiğini. Ama kafa o kadar dolu, omuzlar o kadar yüklü ki, an’a kilitlenemiyor çoğu zaman işte! Yapabilenler yok mu? Tabi ki var şanslı bir azınlık. Ve ben hayranım onlara. Ve sen de hayran olduklarımdan olacaksın çocuk! Hissediyorum… Olacaksın…
Nisan 29, 2016 tarihinde cancanlık halleri, gezmeler, tozmalar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0