Çınarikko, Lilişko ve Arişko tatilde!

Bu seneki Çınarikko&Lilişko tatiline yeni bir arkadaş eklendi: Arişko! Cancan birkaç gün öncesinden başladı “Kardeşlerimi göreceğim için çok mutluyum! Benim iki kardeşim var di mi annişko?” demeye. Aslında daha uzun vakit geçirebildiği arkadaşları var, neden onları kardeşi gibi görüyor? Önce Lila’ya “Biz kardeşiz” diyordu, şimdi aile büyüdü Arişko ile 🙂 Neden acaba diyordum kendi kendime. Senede sadece 1 hafta görüyor. Sonra anladım, çünkü ben Ayliş’i kardeşim gibi görüyorum ve cancan bunu görüyor, biliyor. Çok uzaklarda ama sürekli yanımda… Sürekli dilimde… Her vedadan sonra yarım saat kendime gelemiyorum. Saklamaya çalıştığım gözyaşlarımla. Emre ve cancan sessizce tanıklık ediyor ve gözleriyle “anlıyorum” diyorlar. İşte tam da bu yüzden “annişko’nun kardeşinin çocukları, benim de kardeşim oluyor” diyor herhalde cancan da 🙂

Bu sene iyice büyümüştü tabi cancan ile Lila. Birkaç kısa süreli küsüşmenin dışında neredeyse sıfır arıza ile geçti tatil. İyi idare ediyorlar birbirlerini. Sürekli bıdı bıdı konuşuyorlar. Her şeyi birlikte yapmak istiyorlar. Biri ne yiyorsa, diğeri de onu yemek istiyor. Biri nereye gidiyorsa, diğeri de oraya gitmek istiyor 🙂
Aren nedeniyle denize fazla gidemedik, daha çok
evde vakit geçirdik. Akşamüzerileri gittik denize. Deniz kestanesi biraz tedirgin etti cancanı. Ayağını basabildiği yerde yüzmeyi tercih ettiği için çok uzun süreli olamadı yüzmeleri. Ama baktı Lila açılmaya meraklı, onun gazıyla “hadi uzaklarda yüzelim” demedi de değil arada 🙂

Deniz faslı çok olmayınca, ben de arada onlara oyunlar yarattım. Soğuk-sıcak bu seneki favorimiz oldu. Bahçeye sakladığım eşyaları buldular. Küçük ördek yavruları gibiydiler 🙂 Bir gün de pipetle su çekme yarışı yaptık. Lila açık ara farkla yendi valla cancanı 🙂
Gelelim Arişko’ya… Gülen surat emojisi gibi kendisi 🙂
Mutlu ve sakin bir bebek. Cancan her gün zaman geçirdi onunla. Oyun oynadı, güldürmeye çalıştı. Kucağında olmasına ise bayıldı. “Hadi annişko kucağıma ver biraz” 🙂 Aren de problem etmedi hiç kucağında olmayı. İkisi de mutlu görünüyorlardı durumdan. Bir kez daha anladım ki cancan küçük çocukları çok seviyor. İyi bir evlat olduğu kadar, iyi de bir abi olur. Adım kadar eminim ki olur. Bakışlarındaki sevgi fark edilmeyecek gibi değil. Ama biz ona bir kardeş verebilir miyiz? İşte bilemediğim bu…

Bizim de aramızda bir yakınlaşma oldu açıkçası. Birbirimize boş değiliz bence 🙂 Kokusunu doya doya içime çektim. Öptüm öptüm öptüm. “Çocuğa ara sıra resmimi göster, benden bahset, unutmasın beni seneye” diye tembihimi ettim Ayliş’e 🙂
Bu seneyi de böyle geçirdik. Seneye otel tatili yapalım dedik Ayliş ile. Şöyle yata yata… Çınarikko ve Lilişko havuzdan çıkmasın, Arişko’ya emre ile oytun baksın, biz de ayaklarımızı uzatıp kokteyllerimizi içelim. Böyle demedik açık açık ama ikimizin de aklından geçen tablo buydu bence 🙂
Sayıklama: Her sene yazın birlikte geçireceğimiz 1 haftalık (sadece ve sadece 1 haftalık) tatili bekliyorum. İçini titreten insanlar vardır hayatta, ne yaparsan yap sürekli aklının bir köşesinde olan, acısını kalbinde hissettiğin, mutluluğunu kendi mutluluğun gibi yaşadığın… Hiç konuşmadan anlaştığın… Suskunluğunla bile dünyaları paylaştığın… Ayliş gibi… Biz bu sene iki yaralı yürektik. İkimizin de içinde boşluklar oluştu bu sene. Her zaman olduğu gibi birbirimize iyi geldik… Ayliş’in de dediği gibi “Ama iyi olucaz. Can yine acıycak ama zaman merhem olacak. Sarılacak yaralar, doldurulacak boşluklar…”
Temmuz 25, 2016 tarihinde gezmeler, tozmalar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0