Baba-oğul bir masalı gerçeğe dönüştürdüler: Kamp Masalı

img_4393

Ne zamandır Emre bahçede kamp kuralım diyordu cancana. Bebekken uydurduğu ve adını da “kamp masalı” koyduğu bir masalı anlatırdı ona. Bir baba oğlun kamp macerasıydı masalın konusu. Kendileriydi tabi hikayenin kahramanları aslında. Oradan da fikre aşina olan cancan da dört gözle bekliyordu o günün gelmesini. En son bir de Emre ona “Marshmallow da kızartırız” dediğinden beri de sürekli gündemindeydi kamp olayı cancanın 🙂

Sonunda geçtiğimiz pazar günü (29 Ağustos 2016) bahçeye kamp kurdular baba oğul. Bana keyifle onları izleme ve belgeleme işi kaldı 🙂

img_4342img_4353

Önce çadırı kurdular birlikte. Neyse ki kurulumu kolay bir çadırımız var, yoksa ‘sıkıldım’lar başlayabilirdi. Sonra matlarını ve uyku tulumlarını yerleştirdiler çadırın içine.

Kurulum işleri bitince de marshmallowlar için mangalı yaktılar. İlk kez mangalın sonucuyla değil (genellikle favorisi mangalda köfte kendisinin); hem yakılması, hem de sonrasındaki pişirme işiyle de ilgilendi bizimki 🙂

Mangalın ateşinin tutuşmasını beklerken de kitap keyfi yaptı hem çadırın içinde, hem de dışında.

Kızartılmış marshmallow ne harika bir şeymiş bu arada, ben de ilk defa tattım. Cancan salyalarını toparlamaya çalışa çalışa 5-6 taneyi hüpletti 🙂 İlkini sabırsızca mangaldan alır almaz ağzına attığı için dudağı yandı şaşkinin 😦 Ama öyle beğendi ki, hiç sorun edip mızımadı acıdı diye. Sadece ondan sonrakilerinin soğumasını bekleyip öyle yemeyi tercih etti 🙂

“Acıktınız mı?” sorusuna “Eveeet!” diye cevap alınca konsepte uygun olsun diye ısıttığım yemeklerini kapaklı kaplarda verdim. Ne kamp ama, yemek servisi bile var 🙂

img_4392

Armut koltuklarda kitap okudular, sohbet ettiler bol bol, çadırın içinde elma yiyerek Başkomiser Nevzat dinlediler…

img_4397

Baba-oğul çok keyifli, kıymetli ve unutulmaz bir anı yarattılar kendilerine. Bebekliğinden beri babasından dinlediği bir masalı gerçeğe dönüştürdüler birlikte. Bundan güzeli olabilir mi? Sadece tanık olmak bile tarifsiz bir duyguydu. Onları izlerken ve elimde telefon sürekli fotoğraf  ya da videolarını çekerken aklımdan geçen tek şey “Mutluluk bu işte!” idi. Bir de birbirlerine sahip oldukları/olabildikleri için ikisinin de ne kadar şanslı olduğu…

Sevgilime not: Sen benim bu hayatta gördüğüm en iyi babasın Emre Giray! Kelimenin tam anlamıyla “iyi bir baba”sın… Oğlun büyüdüğünde seni kendi çocuklarına (bir gün çocuklarının olmasını isterse ve olursa) anlatırken gözleri parlayacak. Sana dair hatırladığı şeyler hep yüzünde tebessüm yaratacak. Benim de şu hayattaki en büyük şükürlerimden biri bu. Hani bir laf dolaşıyor ya son zamanlarda ortalıklarda “Bu adamdan, baba olur.. Ve öyle ki ölsem gitsem, benim yerime anne de olur!” diye… Gerçekten öyle olur be sevgilim!

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

deniz giray hakkında

Ben deniz'im. Emre'nin sevgilisi, Çınar'ın annesiyim. Yay burcuyum. Bir mutlu, bir hüzünlüyüm. Bir umutlu, bir umutsuzum. Gitmeleri, yolculukta olmaları severim. Kendisi ve hayatla bir sürü sorunu ve bir sürü sorusu olanım. Cevapları bulmak için gayret edenim, bazense sadece resmi görmekle yetinenim. Öğrenmeyi severim. Hayatta pek çok hikaye, hikayelerde pek çok 'göz' olduğunu bilenim. Her gözün de bir görmediğini anlayanım. 'Huzur', 'sukunet' ve 'metanet'i arayanım. Ben deniz'im.

Ağustos 31, 2016 tarihinde cancanlık halleri, oyun&oyuncak dünyamız içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorum bırakın