Öğretmene ilk mektup
Öğretmen “çocuğunuzu anlatan bir mektup rica ediyorum” dedi. İlk anda “Yaaaa” diye iç geçirdiysem de, sonra hoşuma gitti böyle bir şeyi istemesi. Nereden başlayacağımı bilemeden yazmaya başladım ama sonrası akıp gitti…
“Çınar 22 Mart 2010’da İstanbul’da doğdu. İstanbul’da 2,5 sene hem sevgileriyle, hem de verdikleri eğitimle gönlümüzde taht kuran butik bir anaokuluna (Okyanus Okul Öncesi Eğitim Kurumları) gitti. 2,5 sene native speaker bir İngilizce öğretmeni oldu, her gün 2 saat İngilizce eğitimi gördü. Son senesinde ise İngilizce’nin yanı sıra Almanca eğitimine de başlamışlardı. Ankara’ya 2015 Haziran’ında taşındık. Dolayısıyla anasınıfı da dahil edersek ilköğretim hayatına başladığı sene tanıştı Ankara ile. Yeni hayat, yeni okul, yeni çevre aynı anda olunca onu bir parça sarsar mı acaba diye endişe etmiştik ama malum çocuklar yeniliklere yetişkinlere oranla çok daha açık ve uyumlular 🙂
Çınar anlayışlı, uyumlu, vicdanlı bir çocuk. Arkadaşlarıyla ilişkisi hem anaokulunda, hem de geçtiğimiz sene ana sınıfında oldukça iyi ve olumlu oldu. Canını çok yakmadığı, kalbini çok kırmadığı müddetçe kimseye küskün kalmayı sevmez. Kendini sıkıntıya sokan bir durum olduğunda, sorunu çok büyütmeden, hayatının merkezine koymadan kendi yolunu arayan ve bulan bir karakteri var. Sınırlarını, istediklerini çoğu zaman net olarak biliyor ve bu sınırların ihlal edilmesi durumunda kendine mutlu olacağı başka bir dünya yaratıyor. Bu konuda geçtiğimiz sene bir parça endişe duymuş, “Acaba sorunlardan kaçıyor mu? Karşısındakini düşünürken acaba kendini ihmal mi ediyor?” diye düşünmüştüm. Ama Başak öğretmeniyle bu konuda yaptığımız sohbetten anladım ki o sadece kendini mutlu eden şeyleri yapmak için ortamı kendi hazırlıyor, sorunları büyütmüyor, baktı ki sorun onu mutsuz edebilecek sonuçları doğurabilir, o zaman kimseyi yargılamadan, kimse üzerinde baskı kurmadan kendi yolunu çiziyor.
Kuralcı ve rutinlere bağlı bir çocuk da aynı zamanda. Herhangi bir davranışın 2 kez üst üste yapılması, onun açısından hemen rutin hale gelmesi için yeterli. Yaşına göre her zaman olgun bir çocuk oldu. Ne yazık ki bu bazen anne-baba olarak bizde de karmaşaya yol açıyor, çünkü ondan beklentilerin yüksek olmasına neden oluyor. Ama en nihayetinde 6,5 yaşında bir çocuk, bunu sık sık kendimize hatırlatıyoruz.
Çınar ‘neden’leri öğrenmeden ikna olmayan, özgür ruhlu bir karaktere sahip. (Bu tespiti anaokulu kurucusu bir öğretmeni yapmıştı onun için, onu tanıdıktan yaklaşık 2 hafta sonra.) Nedenleri öğrenmezse, belki o an için istenen/beklenen davranışı yerine getirir, ama sürekli bir davranış biçimi haline getirmez, ta ki nedenleri ve olası sonuçları öğrenene kadar.
Kırılgan ve hassastır. Ama her zaman bunu dile getirmez, içine atan, ketum bir mizacı da var. Son zamanlarda kendini ifade etmesinin çok önemli olduğunu, hissettiğini karşısındakine açıklamaz ise iletişim kurmanın neredeyse imkansız olduğunu konuşuyoruz. Herkesin farklı bir algısının olduğunu, herhangi bir duygunun farklı insanlar tarafından farklı yaşandığı/algılandığını. Üzüntünün de, mutluluğun da farklı ifade edilebileceğini.
Özgüveni yüksek bir çocuk. Ama son dönemde anne ve babası olarak “Bir şeyi yapıyorsam, iyi yapmalıyım. Yoksa onu yapmak istemiyorum.” tavrını bir parça kırmaya çalışıyoruz. Çünkü bu durum onun motivasyonunu ve şevkini kırıyor. Mücadele etmesi gerektiği, çaba sarf etmeden yeni bir şeyin öğrenilmesinin mümkün olmadığını örneklerle açıklıyoruz.
Okumayı geçen sene sökmüştü. Okul kapandığında kendi masal kitaplarını kendisi okuyabiliyor durumdaydı. Hiçbir zaman onu yönlendirmedik, tamamıyla kendi yolunu kendi buldu aslında. Tatil başlayınca isterse daha uzun hikaye kitapları alabileceğimizi söyledik. Çok istekli olduğu için 8-9 yaş hikaye kitapları almaya başladık. Kendi seçtiği kitapları aldık. Bitirdikten sonra da bize anlatıyordu. Okudukça hızı artı, hikayenin içine daha çok girmeye başladı ve bu onu daha da şevklendirdi. Tatil boyunca 39 hikaye kitabı okudu 🙂 (Kitapların ortalama sayfa sayısı 100 diyebiliriz.)
Matematiğe de oldukça ilgili. Toplama, çıkarma soruları sormamızı istiyordu geçen sene. Sonra özellikle babasıyla çarpma ve bölmenin mantığı hakkında da bol konuşmaları oluyordu. Tatilde ilgisi okumaya kaydığı için bir parça arka planda kaldı ama galiba matematiği seviyor.
Yazmayı çok seviyor mu emin değilim 🙂 Sanki okumak kadar ilgisini çekmiyor. Ama görev adamı olarak sorumluluklarını yerine getirir diye düşünüyorum. Geçtiğimiz senenin başında ona ödevlerini yapmanın kendi sorumluluğu olduğunu, yapmaz ise sonuçlarına da kendisinin katlanması gerektiğini, dolayısıyla öğretmenine açıklamayı da kendisinin yapacağını söylemiştik. Ödevi olduğunu hatırlatmanın dışında herhangi bir zorlamada bulunmadık. Ama kural ve görev Çınar için önemli olduğu için eksiksiz yaptı ödevlerini hep. Bu sene de aynı şekilde devam diyeceğiz 🙂 “
Eylül 20, 2016 tarihinde cancanlık halleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0