Bırakın çocuklar odalarında ne isterlerse yapsınlar
Ergenler kendi psikolojik gerekçelerini anlamlandırabilmek için alana ihtiyaç duyar. Dağınıklıktan onlara zarar gelmez, ama ya eğer bir kemirgenin artıklarını bulursanız…

Bir parça riski göze almadan ergen kızımın odasına girmek pek mümkün değil. Devrilmek üzere olan ıvır zıvır yığınları var. İçinde yeşil renkli sıvıların olduğu bardaklar var. Bazen şaşırtıcı kokular var ve bu kokuların çoğu güzel değil. Peki neden ona odasını toplamasını söylemiyorum? Aslında ara sıra söylüyorum, ama öyle büyük bir inatla ya da itaat beklentisiyle yapmıyorum bunu. Kısmen bu tür bir ebeyevnsel yapıya karşı geliştirilen geleneksel itirazla tartışmanın zor olduğunu düşündüğüm için yapıyorum – “Burası benim odam, sana ne oluyor?”
Basmakalıp bir cevap verilebilir: “Aslında eğer yasal düzenlemeleri kontrol edersen göreceksin ki teknik olarak burası benim odam”. Fakat bu cevap sizi bir yere götürmez ve hepsinin sonunda kaçınılmaz olarak şu düşüncenin yer aldığı o mantığa uygun tavşan oyuklarından birinin içine çekebilir: “Önceliğin ben olmak zorunda değilim tabi değil mi?” Konu şu ki, yasal açıdan değil ama duygusal açıdan, kendi odaları gerçekten kendi alanları. Belki de sadece kendi çamurlarında debelenmelerine izin vermeliyiz.
Sanırım karım benim bu tür bakış açılarıyla eğlenecek kadar umursamaz olduğumu düşünüyor. Ben de şeytana uyup bu fikri kabulleniyordum ki kararsızlığım New York Times’da yakın zamanda yayınlanan “Kızıma Odasını Toplatmalı mıyım?” adlı makale ile pekişti. Kontrol manyağı olduğunu kendi de kabul eden anne, epey isteksizce ama en nihayetinde kocaman yankılı bir “hayır” diyerek bu soruya cevap veriyor.
15 yaşındaki kızının odasının kontrol altına alınması gerektiğini; fakat annenin düzen isteğinin, anksiyete karşısında kontrolü sağlamanın bir yolu olarak dürtüsel olabileceğini ileri sürüyor.
Bu, işin iç yüzünü gösteren bir mesaj. Çocuklarımızdan odalarını toplamalarını istememizin nedeni, yeşil sebze yemelerini isteme nedenimizle aynı. Mantıksal olmaktan çok sembolik. Endişe ediyoruz çünkü her ne kadar diğer insanların düzensizlikleri dört duvar arasında kalıyorsa da, düzensizliğe karşı duygusal toleransımız düşük.
Eğer konuyu daha az felsefi açıdan ele almak istiyorsanız, çocuklarınızın temiz bir alan sağlamaları gerektiğini çünkü temiz olmayan alanların verimsiz olduğunu ve çirkin göründüğünü savunabilirsiniz. Ama yine söylüyorum, orası sizin alanınız değil, öyleyse neden kaygılanıyorsunuz? Hijyeni savunuyor olabilirsiniz, ama odalarındaki yetersiz hijyen nedeniyle ciddi enfeksiyonlar kapan ergenlerin sayısı –bildiğim kadarıyla- bayağı düşük.
Düzenli olmanın, onlara dış dünyada hayatta kalmayı öğrettiğini öne sürebilirsiniz, ama bence bu bir rasyonelleştirme çabası. Bazı çocuklar düzenlidir, bazıları değildir ve bu konuda yapabileceğiniz pek bir şey yok. Düzensiz insanlar bir şekilde idare ederler – biliyorum çünkü ben de onlardan biriyim.
Durmadan odalarını toplamaları için ergenlere dırdır etmekten kaçınmanın başka geçerli nedenleri de var. Kızımdan da biliyorum ki okulda çok fazla çalışıyorlar ve eve geldiklerinde takatleri kalmıyor. Onlara bir parça kontrol ve kendilerinin olarak adlandırabilecekleri bir alan vermek psikolojik açıdan çok önemli.
Ancak elbette sınırlar var. Yatağın yanındaki masada bir kemirgenin artıklarını -hatta kemirgenin kendisini- bulduğunuzda, bir aksiyon alınması gerekiyor. Ama çoğu zaman tepkimiz “Aman boşver kalsın” olmalı. NYT’taki bir makalede görüşlerine başvurulan bir psikolog gözlemlemiş ki “Bunu önemli bir mevzu haline getirdiğiniz sürece, problemi devam ettirirsiniz.” Bir diğer psikolog konuyu farklı ama eşit derecede makul bir şekilde ele almış. “Çocuklar için önemli olan şekildir ve şekil ille de temiz bir oda demek değildir.”
Eğer hala ikna olmadıysanız, Anne Tyler’ın muhteşem “Tumber Tower” kitabını okuyun. Kitap karmaşanın güzelliği ya da en azından gerekliliği hakkında. Sorun şu ki bu bir çocuk kitabı ve okuması gereken çocuklar değil. Biziz.
Eylül 28, 2016 tarihinde okumalık içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0