Mozart’ı çocuklardan dinledik

img_4545

Daha önce cancan ile televizyonda Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın “Mozart’ın Sihirli Dünyası” gösteriminin tanıtımını izlemiştik. O zaman çok ilgimi çekmişti, güzel olabilir diye düşünmüştüm. Ankara’ya geldiklerini duyunca hemen MEB Şura Salonu’ndaki gösteriye bilet alalım dedik. Emre iş için İstanbul’da olduğundan dolayı cancan ile ikimiz gittik. 

img_4585Mozart’ın Sihirli Flüt operasından seçilen şarkıları özgün bir tiyatro metniyle harmanlayarak Türkiye’nin ilk ve tek çocuk senfoni orkestrasının eşliğinde bir gösteriye dönüştürmüşler. Güzeldi ama sanıyorum ikimiz de daha ‘fazla’sını beklemişiz çıkınca cancan’ın “Beklediğimden on kere daha az güzeldi” yorumu geldi 🙂 Benim sorunum ise rezalet ses sistemi ve arkamızda oturan 4-5 yaşındaki erkek ikizlerin bitmek bilmeyen aksiyon halleri, konuşmaları ve koltuğuma sürekli tekme atmalarıydı sanırım. Anne-babaları da sağ olsunlar çok bir beis görmediklerinden olmalı ki, çocuklarına hakim olma kaygısı içinde değillerdi.

Mozart’ın en bilinen eserlerini bir çocuk  senfoni orkestrasından dinlemek iyi bir deneyim oldu cancan için. Hele de Poyraz Karayel dizisinden tanıdığı çocuk oyuncu Ata Berk Mutlu sahneye çıkınca çok şaşırdı; hatta yüzünde kocaman bir gülümsemeyle “Aaaa Sinan’ın gerçek hali de var!” diye minik bir çığlık attı 🙂 Aslında tüm gösteriyi merakla izledi. Bence ara vermedikleri için (80 dakikalık gösteriydi) son 20 dakikada “Ne kadar kaldı bitmesine?” soruları geldi. Beklentisini karşılamadığını söyledi çıkınca ama izlerken hiç öyle görünmüyordu 🙂

Orkestranın şefi Rengim Gökmen’i göstererek img_4548“Bak ben onunla tanıştım ve birlikte iş yaptım. Hatta sen de vardın, çünkü o sırada benim karnımdaydın!” deyince yüzünde o beni bitiren şaşkın ifade belirdi 🙂 (Sanki zihnini sorgulayarak hatırlamaya çalışıyor gibiydi o an:) )

Orkestra tek kelimeyle şahaneydi. Türkiye’deki çeşitli konservatuvarlardan yaşları 11-18 arasında olan öğrencilerinden oluşuyor. Gösteri, Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası 10.Yıl Belgeseli‘nden yapılan bir kolaj filmle başladı. Müzikle iç içe büyümek gerçekten çok kıymetli. İyi bir müzik kulağı, daha da önemlisi ilgisi olduğunu bilmemize rağmen, cancanı henüz herhangi bir müzik aletiyle tanıştıramadık. Aslında piyano istiyor geçen seneden beri. Bu isteğinde ısrarlı olduğu ve bu sene de dillendirdiği için okulun piyano kurslarına başlarız diye düşünmüştük. Ama haftada 3 gün yüzme antrenmanlarının üzerine bir de zorunlu jimnastik dersleri ekleneceğini öğrenince çocuğu oradan oraya savurmayalım dedik. Önümüzdeki yaz için planlıyorum, bakalım.

Böylelikle 2016-2017 etkinlik sezonunu açmış olduk bu gösteri ile.  Geçen sene gidemediğimiz Fındıkkıran’a bu sene mutlaka gitmeliyiz mesela. İzleyemediğimiz tiyatro oyunları da vardı, umarım yeni oyunlar da olur. İşte en sevdiğim Ankara hali… Öyle yormadan, bir sürü lojistik planlama yapmadan, sakinlik ve huzur içinde sosyal hayata dahil olabilmek… Paha biçilmez 🙂

http://www.dcso.com.tr/

IMG_4563.JPG

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

deniz giray hakkında

Ben deniz'im. Emre'nin sevgilisi, Çınar'ın annesiyim. Yay burcuyum. Bir mutlu, bir hüzünlüyüm. Bir umutlu, bir umutsuzum. Gitmeleri, yolculukta olmaları severim. Kendisi ve hayatla bir sürü sorunu ve bir sürü sorusu olanım. Cevapları bulmak için gayret edenim, bazense sadece resmi görmekle yetinenim. Öğrenmeyi severim. Hayatta pek çok hikaye, hikayelerde pek çok 'göz' olduğunu bilenim. Her gözün de bir görmediğini anlayanım. 'Huzur', 'sukunet' ve 'metanet'i arayanım. Ben deniz'im.

Ekim 3, 2016 tarihinde sinema&tiyatro içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorum bırakın