Bir minik yüzücü

İstanbul’da başlamıştı cancanın yüzme hikayesi… İstanbul’da İstek Okulları’nın içinde küçük bir yüzme kursu bulmuştuk. Cancanın anaokulu, yaz okuluna katılan çocukları gönderiyordu bu kursa. Bize de tavsiye etmişlerdi. Eve yakın, bir de okuldan arkadaşları da gidiyor diye başlatmıştık. Ahhh ne zor olmuştu alıştırmak. Yeniliklere alışmak konusunda oldukça tutucu olduğu için kendisi! “Girmem, utanıyorum” diye ağlıyordu her hafta sonu 🙂
Sonra öğretmene alışınca hepimiz rahat bir nefes alabilmiştik. Ama şimdi anlıyorum ki orada sadece suyun üzerinde durmasını öğretmişler 🙂 Yüzmeye şimdi başladı!
Ankara’da bir yer bulmak gerekiyordu tabi. Araştırdım ve geçtiğimiz Mayıs ayında Aykon Akademi‘yi buldum. Eve de yakın diye hemen kayıt yaptırdık. Tabi alışma süreci yine çok kolay olmadı. Ama biraz büyüdüğü için daha kısa sürdü neyse ki adaptasyonu 🙂 Bir de Ece öğretmeni sevdi. Yoksa işimiz işti valla.
İlk önce ilk başlayanların sınıfı olan Beyaz grupla başladı. 3 hafta sonra Mavi gruba aldı öğretmen. Yaklaşık 3 hafta sonra da “Ben Çınar’ı altyapı takımıma almak istiyorum” dedi. Biz şok 🙂 Çok çabuk öğrendiğini ve öğrendiğini de hemen uygulayabildiğini söyledi. “Potansiyeli var, geliştirelim” demeye getirdi. Çınar da sevindi, havalara girdi hatta 🙂 Dedesi yazlıkta “Gözlüğün çok güzel, bana verir misin?” deyince “Ben altyapıdayım, veremem” bile dedi 🙂
Neyse 1 Eylül’de başladı antrenmanlar. Gel gör ki bu sefer de pek ağır geldi cancana. “Gitmek istemiyorum” dedi 1-2 hafta. Bayağı zorlandık, bir iki kere antrenmana girmeden çıkmak zorunda bile kaldık. Ama dedik ki “Yok, dayanalım. Bir söz verdi, öyle zoru görünce kaçmak yok! Başladığı bir işe bağlılık geliştirmeli.” Tabi öyle kurstaki gibi laylaylom değildi, daha ağır bir temposu vardı. Haftada 2 gün kursa giderken, şimdi 3 güne çıkmıştı. Bir de cancan en nihayetinde 2 aydır yüzüyordu. (İstanbul’dakini saymıyorum, zira dediğim gibi orası yüzmeyi öğretmekten çok çocukların eğlenerek biraz hareket etmelerini sağlamayı hedefliyordu. Aykon’un kursları bile daha ciddi bir yüzme eğitimi veriyor.) Takımdaki diğer çocuklar en az 2-3 senedir yüzüyordu. O nedenle cancandan bayağı ileri düzeydeydiler. Yaklaşık 2 ay gittiği kurs boyunca 25 metrelik havuzun sadece 1/3’ünde yüzen cancan, antrenmanlarla birlikte 25 metre serbest yüzmeye başlamıştı. Bu onun için cidden zorlu bir süreçti aslında. Hatta ben ilk başta “Çok zorluyorlar evladımı, daha yeni yüzmeye başladı o!” diye ağlamaklı Emre’ye yakınıyordum. Emre “Böyle böyle öğrenecek, duygusal davranıyorsun. Böyle yapacaksan, sen gelme antrenmanlara” demişti hatta bir keresinde 🙂
Ama cancan öyle bir ilerleme kaydetti ki kısa zamanda. Eylül sonunda 25 metre serbest ve sırtüstü yüzmeye başlamıştı. Ece Hoca “Antrenman sonrası siz giyinme odasına girmeyin, kendileri duşlarını alıp giyinsinler.” demişti. Çocuklara da söylemiş bunu, tabi görev adamı cancan bizi sokmadı o gün itibariyle soyunma odasına 🙂 Bu bile acayip bir yenilikti hayatımızda. Özellikle benim için 🙂 Duşunu kendi alacak, kurulanacak, giyinecek, çantasını toplayacak. Aman yarabbim! 🙂 Bu ona göre ‘büyüdüğü’ anlamına geliyor. O yüzden de çok mutlu oluyor bütün işlerini kendi halledince. Takımın büyük çoğunluğu anne-babalarıyla giyiniyor aslında. Birkaç veli “Valla Çınar her işini kendi hallediyor, aferin ona!” diyor bana 🙂
12-13 Kasım’da yüzme yarışları var Ankara’da.
Acaba Çınar’ı sokmaz mı Ece Hoca dedik ama valla girecek. Geçen elinde yüzeceği stillerin yazılı olduğu kağıtla çıktı antrenmandan 🙂
Emre ilk yarışında yarışı tamamlayamamış. O yüzden tek arzumuz diskalifiye olacak bir hareket yapmadan yarışı tamamlaması. Yoksa morali bozulacak, motivasyonu düşecek. “Ne kadar kaldı yarışa?” diye sorup duruyor. Belli ki heyecanlı 🙂 O küçücük bedeni ve minnak kalbi için ne büyük bir heyecan! Ben de bunu düşünüp düşünüp hisleniyorum. Çocuğunun büyüdüğünü kabullenemeyen başka anne refleksi daha 🙂 Bakalım ne olacak…
Kasım 1, 2016 tarihinde cancanlık halleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0