Kayboldum, yolumu arıyorum!

IMG_6319Çok uzun zaman oldu… Sadece yazmayalı değil, şöyle adam akıllı bir kendime dönmeyeli… Bakıp da görmek istemeyeli… Öyle istemedim ki hatta buraya girip yaşanmışlıkları bile görmeyi içim almadı galiba. Belki yedi sekiz aydan fazla oldu… Çok uzun zaman…

Tam bir sene 2 ay önce düştüm. Öyle tökezlemek falan değil, bayağı bayağı düştüm. (Cancanıma not: Bir gün oğlum, bir gün anlatırım sana neden ve nasıl düştüğümü. Sen duymaya, ben paylaşmaya hazır olduğumda. Çünkü biliyorum ve bazı sözlerinden anlıyorum ki sen de farkındasın o günlerden sonra benim artık eski ben olmadığımı…) Sonra kalkmak istemedim galiba uzunca bir süre. Sonra bir an geldi, kalkmışım gibi yaptım. Öyle yaparsam daha iyi hissederim gibi geldi. Ama işte öyle ‘gerçekten’ hissetmeyince, mış gibi yapamamaya başlıyor insan bir süre sonra. Ben de dedim ki bırak gitsin. Kendi kendine iyileşsin yaraların. Zaman iyi gelir.

Ama gelmedi. Tersine kayboldum. Gittiğim yönü görememeye, gitmek istediğim yolu ise bilememeye başladım. Zaman öyle sanıldığı gibi iyi gelmiyor. Zaman önemli. Biraz akışına bırakmak önemli. Ama o zaman akarken yaralarını iyileştirmek için çaba harcamalısın.

Ben kedi gibiyimdir. Canım acıdığında çekilir bir köşeye, yaralarımı yalarım. İlk andaki can acısını ancak kendim hafifletebilirim. Kelimeler daha çok kanatır yaralarımı. Ne konuşmak, ne duymak isterim. Ben de böyleyim işte.

Ama yaraları iyileştirmezsen, kabuklar her seferinde bir şekilde bir yerlere takılır ve yeniden kanar. Her kanamada hem acını, hem öfkeni kabartırsın. Tüm hayatını kaplamaya başlar öfken. Kontrol edemediğin bir şekilde ele geçirir hem bedenini, hem de ruhunu.

İşte ben bugün bu noktadayım. İçimde kendime, yol arkadaşıma, aileme, arkadaşlarıma, hatta çoğu zaman hayatın kendisine karşı müthiş bir öfke var. Beni boğan karanlık bir öfke!

Geçecek… Geçmek zorunda! Çünkü elbette ki bu hal beni ve sevgilimi çok kötü etkiliyor. Ama her şeyden ve her şeyden önemlisi çocuğumun hafızasını siliyor, anılarını değiştiriyor…  Buna izin vermeyeceğim!

Şimdi yine yaralarımı yalamaya başladım. Ama bu sefer acısını geçirmek için değil, iyileştirmek için…

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

deniz giray hakkında

Ben deniz'im. Emre'nin sevgilisi, Çınar'ın annesiyim. Yay burcuyum. Bir mutlu, bir hüzünlüyüm. Bir umutlu, bir umutsuzum. Gitmeleri, yolculukta olmaları severim. Kendisi ve hayatla bir sürü sorunu ve bir sürü sorusu olanım. Cevapları bulmak için gayret edenim, bazense sadece resmi görmekle yetinenim. Öğrenmeyi severim. Hayatta pek çok hikaye, hikayelerde pek çok 'göz' olduğunu bilenim. Her gözün de bir görmediğini anlayanım. 'Huzur', 'sukunet' ve 'metanet'i arayanım. Ben deniz'im.

Eylül 14, 2017 tarihinde sayıklamalar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorum bırakın