Ailemizin yeni üyesi ‘peynir’

Ankara’ya taşındığımızdan beri cancan köpek istiyordu. Oturduğumuz sitede belki de köpek sahibi olmayan tek biz vardık, onun da etkisi olmuş olabilir! Ne yalan söyleyeyim ben de çok istiyordum. Tarçın ve Çilek’ten sonra hiç kimse girmemişti hayatımıza, eksikliğini çok hissediyordum. Ama babayı ikna etmek bayağı bir vaktimizi aldı. Bu sene yazın alırız artık diye düşünüyordum ama taşınma işi çıkınca bu sene de olmaz diye geçirmiştim içimden.
Ama cancan bayağı bayağı olay çıkartmaya başladı İstanbul’a geldikten sonra. Bir gece evi terk etmeye kadar götürdü işi! “Beni anlamıyorsunuz, o yüzden doğru yönlendiremiyorsunuz!” dedi bize!?! En az 1,5 saatimizi aldık kendisini anladığımızı anlatmak 🙂 Sonunda bize inandığından mı yoksa artık yorulduğundan mı bilmem, karşılıklı sözler vererek (biz bayram sonrası bir köpek alacağımıza, o da bundan sonra evi terk etmeyeceğine dair) konuyu kapattık. Ama bir şekilde bayram tatili öncesinde peynir giriverdi hayatımıza. Olacağı varmış, yollarımız kesişecekmiş… Tarih de 11 Ağustos 2017 olacakmış…
Eve getirdiğimizin ertesi günü sabah 6’da kalktı cancan 🙂 İlk birkaç gün neredeyse hiç kucağından indirmek istemedi. Peynir de henüz 9 haftalık olduğu için (doğum günü 9 Haziran 2017) buna hiç itirazı olmadı.
Gerçekten o kadar küçüktü ki geldiğinde. Aldığımız veteriner “Bir insan yavrusu gibi düşünün onu. İhtiyaçları, öğrenme hevesi çok benzer, o da bir bebek sonuçta!” Evet minicik bir bebek olarak girdi hayatımıza. O bizi tanımaya çalışıyor, biz ona alışmaya çalışıyoruz. Uslu bir bebek neyse ki 🙂 Çok öğreniyor da galiba. Hoş geldin, iyi ki geldin peynir…
Eylül 15, 2017 tarihinde cancanlık halleri, işte o an'lar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0