O büyüdükçe…

O büyüdükçe, ben her gördüğüm/tanık olduğum/okuduğum/izlediğim ‘duygusal an’da gözyaşlarına boğulur oldum. Bir başkası için sıradan bir durum, benim için sürekli bir kendimle ilişkilendirip dudak bükme hali olmaya başladı. O büyüdükçe, ben geleceği daha çok düşünür oldum. Geleceği dediğim yaşımın ilerlemesi tabi 🙂
Bazen sorguluyorum, asıl onun büyümesi mi beni böyle düşünmeye iten, yoksa benim yaşımın ilerlemesi mi diye… Galiba ilki. Yani elbette yaş kırkı geçince insan daha bir endişelenir hale geliyor galiba yaşlılığını düşündükçe. Ama sadece kendimi, 60 yaşında nasıl bir insan olacağımı düşünmüyorum ki ben; ileriye dönük aklıma düşen her tabloda onun hayatı ve bizim ilişkimiz yer alıyor. Çocuğun büyümesiyle birlikte (özellikle galiba 7 yaş sonrasında) insan kendi çocukluğunu, kendi ebeveyniyle kurduğu ilişkiyi, çocukluğuna dair anılarını, hatırladıklarını daha bir sorgular oluyor. Ya da üstüne daha çok düşündükçe, daha çok hatırlar oluyor. Hafızanın derin sularından çıkardıkların ise “Acaba o beni nasıl hatırlayacak?” oluyor. En azından bende öyle oldu.

Eskiden “anne” dediklerinde hatırladığı ilk şey okuldan eve geldiğinde evi saran mis gibi kek kokusu olsun derdim. Hala bunu istiyorum. Ama galiba şimdi daha çok nasıl bir “anne” algısı olacağıyla ilgiliyim. Neden büyüdükçe değişti? Çünkü büyüdükçe beni daha fazla sorguluyor. Yaptıklarımı, söylediklerimi, ona olan tavrımı, ses tonumu, bakışımdaki herhangi bir negatif durumu, vs. Artık sadece vicdanım değil, onda yarattığım etki, algılayış biçimi, yargıları da yaptığım yanlışların ağırlığını artırıyor.
Günün sonunda kabaca şöyle düşünebilsin diye çabalıyorum galiba:
“Annem, doğruları olduğu kadar yanlışları da olan bir kadındı. Ama attığı her yanlış adımın ardından af dilerdi. Kendini aklamanın değil, affedilmenin derdindeydi. Öyle kuru bir özür değildi onunkisi, tüm ruhu ve bedeniyle onu affetmemi istediğini bilirdim. Hem bakışlarından hem de kemiklerimi kırarcasına bana sarılmasından…”
Ezcümle o büyüdükçe, sadece fiziksel ve gelişimsel ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayan bir anne değil de; ruhuna iyi gelen, onu mutlu eden hatıralarının çoğalmasını dert edinen bir anne olmak için daha çok uğraşıyorum.
Daha çooook yolum var ama. O yüzden çabuk büyüme e mi çocuğum? 🙂
Nisan 29, 2019 tarihinde annelik halleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.


Yorum yapın
Comments 0