Kategori arşivi: cancanlık halleri
‘Benim Bir Günüm’ ödevi
Bu hafta sonu ödevi için öğretmenden gelen e-postada şöyle yazıyordu: “Öğrencimizin 17.10.2016 Pazartesi gününe bir günü nasıl geçirdiklerini anlatan sizin çektiğiniz gerçek resimlerden oluşan bir görsel düzenleyici (poster) hazırlamasını bekliyoruz.”
Anaokulundayken o kadar çok poster hazırlamıştık ki gına gelmişti valla ikimize de. Ama son 2 senedir yapmadığımız bir şeydi. O yüzden heyecanlandık ikimiz de. Önce ne zaman, ne gibi fotoğraflar çekeceğimizi belirledik bilikte. İki günde de çekimi tamamladık 🙂
Soyut ne demek?
Bugün cancan bir anda “Annişko Allah içimizde, hatta her şeyde ve çok büyük değil mi?” diye sorunca bir an afalladım. Hep düşünüyor ve kafamda şekillendirmeye çalışıyordum neyi, nasıl açıklayacağız diye ama henüz beklediğim bir soru değildi ne yalan söyleyeyim. Bu yazının geri kalanını okuyun
İlkokulla birlikte başlayan yeni hayat…

“Gör bak öyle çabuk geçecek ki zaman, bir bakacaksın ilkokula başlamış!” derlerdi. Evet öyle oluyormuş gerçekten; daha dün insanın içini huzurla dolduran o bebek kokusunu içine çekiyorsun, bugün okul açılış töreninde sıraya girdiğini görüp gözyaşlarına hakim olmaya çalışıyorsun. Bir yandan yüzünde “Her şey çok güzel olacak” gülümsemesiyle onu rahatlamaya çalışıyorsun; bir yandan da onu ilk kollarına aldığında hissettiklerini hatırlıyorsun, uykuya dalmak için parmağını emerken çıkarttığı cokcok’lar kulağında çınlıyor, tüm ilk’leri zihninde şöyle hızlı bir geçiş yapıyor… Bu yazının geri kalanını okuyun
Öğretmene ilk mektup
Öğretmen “çocuğunuzu anlatan bir mektup rica ediyorum” dedi. İlk anda “Yaaaa” diye iç geçirdiysem de, sonra hoşuma gitti böyle bir şeyi istemesi. Nereden başlayacağımı bilemeden yazmaya başladım ama sonrası akıp gitti… Bu yazının geri kalanını okuyun
Dişsiz cancan :)
Bir sürü arkadaşının süt dişleri geçen sene başlamıştı düşmeye. Cancan da birkaç kez “Benimki ne zaman düşecek?” demişti içlenerek. Ama geç çıkmasının iyi bir şey olduğunu duymuştum, “Problem yok, sakin” diyordum o yüzden. Bu yazının geri kalanını okuyun
Baba-oğul bir masalı gerçeğe dönüştürdüler: Kamp Masalı

Ne zamandır Emre bahçede kamp kuralım diyordu cancana. Bebekken uydurduğu ve adını da “kamp masalı” koyduğu bir masalı anlatırdı ona. Bir baba oğlun kamp macerasıydı masalın konusu. Kendileriydi tabi hikayenin kahramanları aslında. Oradan da fikre aşina olan cancan da dört gözle bekliyordu o günün gelmesini. En son bir de Emre ona “Marshmallow da kızartırız” dediğinden beri de sürekli gündemindeydi kamp olayı cancanın 🙂 Bu yazının geri kalanını okuyun
Kendini kitaplara kaptıran çocuk candır!

Yaz tatili başlayınca “Artık süper okuyorsun, hadi sana kendinin okuyabileceğin hikaye kitapları alalım” dedim. Dedim ama sonucun günde bir kitap bitirme olacağını hayal bile etmemiştim açıkçası. Okumayı seviyor evet, ancak nihayetinde ilkokula henüz başlamamış bir çocuğun açlıkla kitap kitap üstüne bitirebileceği hiç aklıma gelmemişti. Okuyor olmaktan büyük gurur duyan cancan heyecanla kabul etti teklifimi. Hemen gidip 2-3 kitap aldık. 2 gün sonra yeni kitaplar seçmek üzere yine kitapçıdaydık 🙂 Bu yazının geri kalanını okuyun
İlk dövme heyecanı
Tatile çıkmadan önce cancan babayla sözleşmiş, geçici dövme
yaptıracakmış tatilde. Ben sonradan haberdar oldum konudan. Dövme severim, cancanın da istemesi hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim. Bu yazının geri kalanını okuyun
Yeni dünyaların keşfi…
Dün akşam ilk defa uyku öncesi kitabını kendi okudu cancan.
Hem okuma ve yazmaya olan hevesi, hem de kısa zamanda bu kadar ilerlemesi beni bir yandan şaşırtıyor, bir yandan da çok mutlu ediyor. Artık bambaşka bir dünyanın kapıları açıldı önünde. Ve bu dünyada gezinmekten büyük keyif alıyor, görüyorum bunu. Bu yazının geri kalanını okuyun
İlk tren yolculuğumuz

Bugün ilk kez trenle seyahat ettik cancanla. Annane-dede ziyareti için Sapanca’ya gittik. Hızlı treni nasıl hayal ettiyse artık, dün gece yatarken bana “Çok heyecanlıyım hızlı trene bineceğimiz için, sen de heyecanlı mısın?” diye sordu 🙂 Bu yazının geri kalanını okuyun

