Kategori arşivi: işte o an’lar
“Sen benim parlayan güneşimsin…”

Bir süredir böyle diyor bana cancan. Sevgisi kabardığında. Sarıldığında. Yüzümü okşuyor bazen söylerken. Ya da saçlarımı. Her söylediğinde kalbimi kocaman bir mutluluk dolduruyor. Gözlerimden yaşlar fışkıracak gibi oluyor. Bu hayatımda duyduğum en güzel, en mutluluk verici iltifat. Hele de söyleyen evlat olunca… Bu yazının geri kalanını okuyun
Ailemizin yeni üyesi ‘peynir’

Ankara’ya taşındığımızdan beri cancan köpek istiyordu. Oturduğumuz sitede belki de köpek sahibi olmayan tek biz vardık, onun da etkisi olmuş olabilir! Ne yalan söyleyeyim ben de çok istiyordum. Tarçın ve Çilek’ten sonra hiç kimse girmemişti hayatımıza, eksikliğini çok hissediyordum. Ama babayı ikna etmek bayağı bir vaktimizi aldı. Bu sene yazın alırız artık diye düşünüyordum ama taşınma işi çıkınca bu sene de olmaz diye geçirmiştim içimden. Bu yazının geri kalanını okuyun
Kalbimin üzerindeki küçücük eller…
Hani bazen göğsüme yatıyor ve o minicik elini kalbimin üzerine koyuyorsun ya çocuk, o anlar tüm bedenimi kocaman bir ferahlık ve huzur kaplıyor. Tüm dünya duruyor, her şey yavaşlıyor. Sanki sadece biz yaşıyoruz kocaman evrende. Bakmaya doyamıyorum eline. Okşuyorum yumuşacık tenini. Gözlerimi kapatıp “şükür” diye tekrarlıyorum içimden sayısız defa. Bir yandan da kafamın içinde şu cümleler uçuşuyor: “Büyüyeceksin… Kocaman bir adam olacaksın. Ama ellerin benim için hep böyle küçücük kalacak. Gözlerimi kapattığımda çocukluğuna dair canlanacak birkaç öncelikli resimden biri olacak kalbimin üzerindeki bu küçücük ellerin.”
İstiklal Marşı’na yepyeni bir yorum :)
Valla bir ara gülmekten telefonu elimden düşürecektim. Biliyorum gülmemeliydim, ama dayanamadım. Aslında ben güldükçe o da güldü, pek eğlendik. “O kadar güzel söylüyorsun ve o kadar sevimlisin ki…” gibi cümlelerle çevirmeye çalıştım kayıttan sonra. Yuttu mu bilmiyorum 🙂
Bence okullarda artık bu yeni yorumu söyletilmeli 🙂
Ağzını burnunu yediğim çocuk… Sen çok yaşa e mi!
Baba kucağı
Bayılıyor cancan babanın kucağına (daha doğrusu göbeğine 🙂 ) yatıp televizyon izlemeye. Kitap bile okuyor! Nasıl rahat görünüyor… Hiç anlayamıyorum, bana gayet rahatsız bir pozisyon gibi görünüyor ama sürekli oraya tünediğine göre tam tersine gayet rahat 🙂 Bu yazının geri kalanını okuyun
Umut, küçücük bir gülümseme o güzel yüzünde…
Güne iç sıkıntısıyla başladım bu sabah… Sonra yeni uyanan cancanımın mis kokusunu içime çekerek ‘şükür’ dedim. Parkta kendi gibi kaydıraktan tırmanmak isteyen ama yapamayan bir çocuğa elini uzatarak “elimi tut, ben seni çekerim” dediğini ve yukarı çıkmayı başaran çocuğa kocaman gülümsediğini gördüğüm an ise içimde yeniden kelebekler uçuşmaya başladı… Elini uzattıkların ve eline uzandıkların çok olsun oğlum, mis kokulum, umudum…
Bahara “hoş geldin, ne iyi ettin de geldin!” dedik

Bugün cancanı servisten almaya giderken aklıma şahane bir fikir geldi. Hemen çıkarttım rengarenk tebeşirlerimizi, “hadi” dedim “hadi baharı karşılayalım biz bugün!”
Elimdeki poşeti görünce önce bir heyecan sardı cancanı, sonra tebeşirleri görünce de kocaman bir coşku 🙂 Gözlerindeki ışıltıyı görmek ne güzel can oğlum, cancan oğlum… Bu yazının geri kalanını okuyun
Ne güzel girdik 2016’ya!

Bu Ankara’daki ilk yılbaşımızdı. Pek heyecanlıydık o yüzden. Uzun zamandır bizde toplaşalım diye plan yapıyorduk. Öyle de oldu. Muğla ekibi de gelince tadından yenmez oldu 🙂
Güzel yemekler yaptık. Evi minimum 10 kişinin konaklayabileceği formata sokduk. Yılbaşı gecesi 12 olduk o ayrı 🙂 
Rengarenk, cıvıl cıvıl bir yılbaşı oldu… Ne de güzel oldu. Bu yazının geri kalanını okuyun
Minik maymunum

Bugün okul tatil olduğu için anne-oğul günü ilan ettik. Alışveriş yaptık, yemek yedik, sinemaya gittik. Yemek yerken de maymunculuk oynadık 🙂 Bayılıyorum böyle şekilden şekle giren hallerine. Fotoğraf çekilmeyi çok sevdiği söylenemez cancanın. Ama bu oyunda gayet başarılı 🙂 Bana da sonrasında fotoğraflara bakıp bakıp ağzımın sulanması kalıyor!
Küçük mutluluklar…
Bugün yürüyüş için ODTÜ ormanına gittik.
Önce istekli olan cancan, sonra mızmızlandı gitmeyelim diye.Yürüyüş sırasında ise keyfi tabi ki yerindeydi 🙂 Hele de birden karşımıza çıkan bariyerde havaya uçurulunca, ‘küçük mutluluklar’ anılarına bir yenisini daha ekledi 🙂
İşte o an bir kez daha aklımdan geçen “çocuk olmak ne güzel!” idi… Mutluluk, beklenmedik küçücük bir şey ile geliyor ve küçücük suratlarda kocaman gülümsemelere neden oluyor…
(17 Ekim 2015)


