kitaplık
Kıpır kıpır olan Zıpır kendi mutluluğunu arıyor…
İçi fıkır fıkır, dışı kıpır kıpır olan Zıpır kızkardeşi Belinda’dan çok farklı. 
Belinda, çevrelerindeki diğer kız çocukları gibi bale yapmayı, pembe renkli kıyafetler giymeyi, öğretmenin gösterdiklerini bir kerede anlayıp yerine getirmeyi seviyor. Bale dersinde ritme uygun dans etmeyi seviyor o. Bale kıyafeti olarak kız kardeşinin aksine rengarenk kıyafetler seçen, derste bir an olsun yerinde duramayan, kıvırcık saçları bile bir türlü derli toplu bir topuz olmaya ikna edilemeyen Zıpır ise “Sanki piyanodan çıkan notalar bana ‘Kıpır kıpır olmak iyidir’ diyor.” diyerek açıklıyor içinden fışkıran farklı olma halini…
Zıpır farklılığının farkında ve aslında içten içe sorguluyor bu halini. “Keşke ben de…” dediği durumlar da olmuyor değil. O kadar çevrelenmiş ki ‘rutin’lerle, o küçücük bedenine sığdırdığı kocaman ve şahsına münhasır aklıyla bazen omuzları düşüyor işte…
Kalıpların içine sığdıralamayan bu hali nedeniyle hayal ettiklerine ulaşmayacağını bile diye düşünüyor bazen. Üzülüyor, hem de çok üzülüyor.
Ama sonunda anlıyor ki herkes gibi olmak zorunda değil. Çoğunluğun baktığı gibi bakmayabilir, gördüğü gibi görmeyebilir, sevdiği gibi sevmeyebilir. Kendi yatağında akabilir her nehir. Yeter ki bu yatağa taş konmasın ve başka yollara gitmeye zorlanmasın.


Yorum yapın
Comments 0