Mozart’ı çocuklardan dinledik

Daha önce cancan ile televizyonda Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın “Mozart’ın Sihirli Dünyası” gösteriminin tanıtımını izlemiştik. O zaman çok ilgimi çekmişti, güzel olabilir diye düşünmüştüm. Ankara’ya geldiklerini duyunca hemen MEB Şura Salonu’ndaki gösteriye bilet alalım dedik. Emre iş için İstanbul’da olduğundan dolayı cancan ile ikimiz gittik. Bu yazının geri kalanını okuyun
Soyut ne demek?
Bugün cancan bir anda “Annişko Allah içimizde, hatta her şeyde ve çok büyük değil mi?” diye sorunca bir an afalladım. Hep düşünüyor ve kafamda şekillendirmeye çalışıyordum neyi, nasıl açıklayacağız diye ama henüz beklediğim bir soru değildi ne yalan söyleyeyim. Bu yazının geri kalanını okuyun
Bırakın çocuklar odalarında ne isterlerse yapsınlar
Ergenler kendi psikolojik gerekçelerini anlamlandırabilmek için alana ihtiyaç duyar. Dağınıklıktan onlara zarar gelmez, ama ya eğer bir kemirgenin artıklarını bulursanız…

Bir parça riski göze almadan ergen kızımın odasına girmek pek mümkün değil. Devrilmek üzere olan ıvır zıvır yığınları var. İçinde yeşil renkli sıvıların olduğu bardaklar var. Bazen şaşırtıcı kokular var ve bu kokuların çoğu güzel değil. Peki neden ona odasını toplamasını söylemiyorum? Aslında ara sıra söylüyorum, ama öyle büyük bir inatla ya da itaat beklentisiyle yapmıyorum bunu. Kısmen bu tür bir ebeyevnsel yapıya karşı geliştirilen geleneksel itirazla tartışmanın zor olduğunu düşündüğüm için yapıyorum – “Burası benim odam, sana ne oluyor?” Bu yazının geri kalanını okuyun
İlkokulla birlikte başlayan yeni hayat…

“Gör bak öyle çabuk geçecek ki zaman, bir bakacaksın ilkokula başlamış!” derlerdi. Evet öyle oluyormuş gerçekten; daha dün insanın içini huzurla dolduran o bebek kokusunu içine çekiyorsun, bugün okul açılış töreninde sıraya girdiğini görüp gözyaşlarına hakim olmaya çalışıyorsun. Bir yandan yüzünde “Her şey çok güzel olacak” gülümsemesiyle onu rahatlamaya çalışıyorsun; bir yandan da onu ilk kollarına aldığında hissettiklerini hatırlıyorsun, uykuya dalmak için parmağını emerken çıkarttığı cokcok’lar kulağında çınlıyor, tüm ilk’leri zihninde şöyle hızlı bir geçiş yapıyor… Bu yazının geri kalanını okuyun
Hala bütünüyle geçerli olan 11 çocukluk klişesi
Eğer hala kafamızın içinde yankılanmakta olan çocukluktan gelen sesi takip edersek, yetişkin hayatımızda daha iyisini yapabiliriz.
Çocukken anne ve babanız da size sınırlar koyuyor muydu? Benimkiler de koyuyordu.
Ancak benim gibi bir çocuk idiyseniz, hepsini sorgulamışsınızdır. Bu yazının geri kalanını okuyun
Her açıdan sizden farklı olan bir çocuğu nasıl yetiştirirsiniz?
Dışadönük oğlunun sürekli suretteki gevezeliklerinin önemini nasıl anlayabileceğini öğrenen bir annenin hikayesi.
Çocuklarımdan biri dışadönük bir kişiliğe sahip. Hatta dışadönüğün de dışadönüğü.
Sürekli muhabbet halinde; postacıyla, bahçe çitlerinin üzerinden komşularla ya da okulda sınıf arkadaşlarıyla.

Öğretmene ilk mektup
Öğretmen “çocuğunuzu anlatan bir mektup rica ediyorum” dedi. İlk anda “Yaaaa” diye iç geçirdiysem de, sonra hoşuma gitti böyle bir şeyi istemesi. Nereden başlayacağımı bilemeden yazmaya başladım ama sonrası akıp gitti… Bu yazının geri kalanını okuyun
Dişsiz cancan :)
Bir sürü arkadaşının süt dişleri geçen sene başlamıştı düşmeye. Cancan da birkaç kez “Benimki ne zaman düşecek?” demişti içlenerek. Ama geç çıkmasının iyi bir şey olduğunu duymuştum, “Problem yok, sakin” diyordum o yüzden. Bu yazının geri kalanını okuyun
Baba-oğul bir masalı gerçeğe dönüştürdüler: Kamp Masalı

Ne zamandır Emre bahçede kamp kuralım diyordu cancana. Bebekken uydurduğu ve adını da “kamp masalı” koyduğu bir masalı anlatırdı ona. Bir baba oğlun kamp macerasıydı masalın konusu. Kendileriydi tabi hikayenin kahramanları aslında. Oradan da fikre aşina olan cancan da dört gözle bekliyordu o günün gelmesini. En son bir de Emre ona “Marshmallow da kızartırız” dediğinden beri de sürekli gündemindeydi kamp olayı cancanın 🙂 Bu yazının geri kalanını okuyun
Kendini kitaplara kaptıran çocuk candır!

Yaz tatili başlayınca “Artık süper okuyorsun, hadi sana kendinin okuyabileceğin hikaye kitapları alalım” dedim. Dedim ama sonucun günde bir kitap bitirme olacağını hayal bile etmemiştim açıkçası. Okumayı seviyor evet, ancak nihayetinde ilkokula henüz başlamamış bir çocuğun açlıkla kitap kitap üstüne bitirebileceği hiç aklıma gelmemişti. Okuyor olmaktan büyük gurur duyan cancan heyecanla kabul etti teklifimi. Hemen gidip 2-3 kitap aldık. 2 gün sonra yeni kitaplar seçmek üzere yine kitapçıdaydık 🙂 Bu yazının geri kalanını okuyun

