Küf noktası
Çınar ile babası yeni legoyu yapıyorlar. Çınar kitapçığa bakıp kendi yapıyor, bir yandan da bıdır bıdır konuşuyor. Mutfakta yemek yapan anne de bir yandan onları dinliyor. Ve Çınar’dan bomba geliyor: “Sana küf noktasını göstereyim mi babişko?” :)))
Püf noktası yerine artık ailecek “küf noktası” diyoruz biz 🙂
(Mart 2016)
Her Çocuğun Bir Kahramana İhtiyacı Var
Hayatına dokunan her eğitimcinin böyle bir ‘kahraman’ olmasını dilerim yavrum…
“Neye niyet, neye kısmet” dedirten bir Pazar günümüz de böyle geçti…

Bugün yürüyüş yapalım diye ODTÜ’ye gidelim dedik. Stada gelince bir baktık ki Amerikan futbolu maçı var. Bizde bir sevinç sorma 🙂
İlk defa Amerikan futbolu maçı izledim.
Pek manalı bir spor gibi gelmedi, saatlerce süren bir debelenme hali! İki adım gidiyorlar, hoooop çullanıyorlar birbirleri üzerine. Topun nerede olduğunu anlamak da zor. Velhasıl kelam garip bir spor dalı. Bu yazının geri kalanını okuyun
Bahara “hoş geldin, ne iyi ettin de geldin!” dedik

Bugün cancanı servisten almaya giderken aklıma şahane bir fikir geldi. Hemen çıkarttım rengarenk tebeşirlerimizi, “hadi” dedim “hadi baharı karşılayalım biz bugün!”
Elimdeki poşeti görünce önce bir heyecan sardı cancanı, sonra tebeşirleri görünce de kocaman bir coşku 🙂 Gözlerindeki ışıltıyı görmek ne güzel can oğlum, cancan oğlum… Bu yazının geri kalanını okuyun
Parmağı kırdık valla!
Hayatımda hiç bir yerimi kırmamıştım.. Şükür ki hiç deneyimlememişim bu kırık işini. Geçen hafta kırınca sağ elin orta parmağını, anladım çok zorlu bir süreç olduğunu… Ve de sağ elini kullanan biri olarak insanın sağ eli perte çıkınca hayatın tüm kontrolünün nasıl da yitirildiğini!
Cancanla kestane yapalım, geçelim şöyle televizyonun karşısına sinema keyfi olsun bu Cumartesine damga vuran etkinliğimiz dedik. Aslında kestane vardı evde, ama baktım ki içleri boşalmış “Hadi markete gidelim kestane alalım” dedim. Evden çıkarken de ayakkabımın bağcıklarını bağlamak zor geldi, “sokayım bari ayakkabının içine, nasılsa markete gidip geleceğiz” dedim. Demez olaydım! Bu yazının geri kalanını okuyun
Çocuk operası “Aliş ile Maviş”

Aliş ile Maviş – Leyla Gencer Sahnesi
Bugün ilk kez operaya gitti cancan. Beğeneceğinden emindim, öyle de oldu. Bayıldı. Kendilerine bakan ‘babişko’larını çok seven ama küçücük kafeslerinden artık kurtulmak ve özgür olmak isteyen iki muhabbet kuşunun hikayesi. Birinin içi kıpır kıpır, “hadi ormana gidelim, bizim yerimiz orası, özgür olalım” diyor, öbürü içten içe özgürlüğün büyülü dünyasını istese de ürküyor bilinmezliğe uçmaktan. Bu yazının geri kalanını okuyun
Tıraş köpüğü ile aşk yaşadık :)

Uzun zamandır yapasım vardı da bir türlü aksiyona geçemedim. Tıraş köpüğü ve parmak boyalarla aşk yaşadık bugün 🙂
Dün sordum cancana “Yarın seninle çok eğlenceli bir etkinlik yapalım mı?” diye. Tıraş köpüğü ile oynayacağımızı duyunca ağzı kulaklarına vardı şaşkinin 🙂 Gittim büyükçe leğen aldım rahat rahat oynayalım diye. Evdeki parmak boyalar da azalmış, yenilerini aldım. Hatta kendimi tutamadım Mothercare’den bir de içinde çeşit çeşit renkli fırçalar olan bir set aldım. Bu yazının geri kalanını okuyun
Tiyatro, bale, opera, müze… Hayata anlam katıyoruz!

Ankara’da olmanın en sevdiğim yanlarından biri de kültür sanat etkinliklerine katılmak

‘Akdeniz Esintisi’ Bale Gösterisi (30 Ocak 2016)
için öyle çok büyük ayarlamalar, planlamalar gerekmemesi, İstanbul’dakinin aksine. “Gidelim mi?” “Gidelim valla, iyi olur” işte bu kadar basit bir karar 🙂 Bu yazının geri kalanını okuyun

Elif ile uzun süredir konuşuyorduk, yarı yıl tatilinde bize geleceklerdi Umi ile birlikte. Hem çocukların ‘kış buluşması’, hem de Ankara’ya taşınmamız şerefine ‘ilk ev ziyareti’ olacaktı. Ama haklı olarak Elif “Ankara’nın zorlu kış koşullarında gelmesek de yazın gelsek” deyince, doğru dedim, eve kapanacağız, gezemeyeceğiz… -10 derecede başka ne yapacağız ki? “Biz annemi de alıp Denizli’ye bir kaplıca otele gideceğiz, siz de gelsenize!” dediğinde ilk önce gelemeyiz oldu cevabım. Ama Emre “Gidin siz de, sizin için de değişiklik olur hem” deyince balıklama atladım fikre. Çınar ise coştu tabi 🙂 Hem Umi ile tatil, hem otelde kalma, hem de havuz! Daha ne olsun? Bu yazının geri kalanını okuyun
Ne güzel girdik 2016’ya!

Bu Ankara’daki ilk yılbaşımızdı. Pek heyecanlıydık o yüzden. Uzun zamandır bizde toplaşalım diye plan yapıyorduk. Öyle de oldu. Muğla ekibi de gelince tadından yenmez oldu 🙂
Güzel yemekler yaptık. Evi minimum 10 kişinin konaklayabileceği formata sokduk. Yılbaşı gecesi 12 olduk o ayrı 🙂 
Rengarenk, cıvıl cıvıl bir yılbaşı oldu… Ne de güzel oldu. Bu yazının geri kalanını okuyun

